KalemAcademy

  • ÜYE GİRİŞİ
  • ÜYE OL
  • EN
  • Anasayfa
  • Hakkımızda
    • Arşiv
    • Yayın Kurulu
    • Danışma Kurulu
    • Koordinasyon Kurulu
    • Alan Editörleri
    • Dizinleme
    • Site Kullanım Şartları
  • Kurumsal
  • Dergİ
    • Etik Politikası
    • Etik Kurul İzin Belgesi
    • Yazım Kuralları
    • Değerlendirme Süreci ve Hakemlik
    • Benzerlik Denetimi
    • Makale Geri Çekme
    • Ücret Politikası
    • Erken Görünüm-DOI No
    • Yayın Sözleşmesi
  • Erken Görünüm
  • İletİşİm
KALEM ULUSLARARASI EĞİTİM ve İNSAN BİLİMLERİ DERGİSİ
Sahibi ve Yayın Yönetmeni :
Doç. Dr. Osman SEZGİN-Marmara Üniversitesi (Emekli)-Türkiye

Dergi Editörü :
Prof. Dr. Hamit COŞKUN-Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi-Türkiye Doç. Dr. Osman SEZGİN-Marmara Üniversitesi (Emekli)-Türkiye

Basım Yeri : İstanbul-2026


Sayı Hakemleri | Danışma Kurulu
İç Kapak | Editörden | İçindekiler

Prof. Dr. Sefer ADA-İstanbul Gedik Üniversitesi-Türkiye
Prof. Dr. A. Emre BİLGİLİ- Marmara Üniversitesi-Türkiye
Prof. Dr. Şener BÜYÜKÖZTÜRK- İbn Haldun Üniversitesi-Türkiye
Prof. Dr. İrfan ERDOĞAN-Boğaziçi Üniversitesi-Türkiye
Prof. Dr. Azmi ÖZCAN-Türkiye Maarif Vakfı-Türkiye
Prof. Dr. Cemil ÖZTÜRK-Marmara Üniversitesi-Türkiye
Prof. Dr. Cemal YILDIZ- Türk Alman Üniversitesi-Türkiye

BU SAYININ MAKALELERİ
Başlarken

Dr. Öğr. Üyesi Merve YILDIRIM-SEHERYELİ, Doç. Dr. Ufuk AKBAŞ, Doç. Dr. Burcu GÜRKAN-ERCAN

Aktif Öğrenmeye Dayalı Test Hazırlama Etkinliklerinin Öğretmenlerin Öğretim Programındaki Ölçme-Değerlendirmenin Durumuna Yönelik Tutumlarına Etkisi

Özet | Tam Metin

Bu çalışmanın amacı aktif öğrenmeye dayalı test hazırlama etkinliklerinin öğretmenlerin ölçme ve değerlendirmenin öğretim programındaki durumuna yönelik tutumlarına etkisini incelemektir. Araştırma seçkisiz olmayan deneysel desende yürütülmüştür. Katılımcılar uygun örnekleme yöntemi ile belirlenmiş, bir özel okulda görev yapan lise grubu öğretmenlerinin tamamı araştırmaya dahil edilmiştir. Katılımcı grubundaki 25 öğretmenin tamamı deney grubunu oluşturmaktadır. Müdahale programı 14 hafta olacak şekilde planlanmıştır. Müdahale öncesinde ve sonrasında öğretmenlere Ölçme ve Değerlendirmeye İlişkin Tutum Ölçeğinin (Çalışkan ve Yazıcı, 2013) “Programdaki Duruma İlişkin Tutumlar” alt boyutu kullanılarak öntest, sontest ve kalıcılık ölçümleri elde edilmiştir. Verilerin analizinde SPSS 25 programı kullanılmıştır. Katılımcı grubunda 25 öğretmenden elde edilen öntest ve sontest ölçümlerinde ilişkili ölçümler t-testi; kalıcılık ölçümlerinde denek kaybı nedeniyle 19 öğretmenden elde edilen sontest ve kalıcılık ölçümlerinde ilişkili ölçümler t-testi yapılmıştır. Araştırma sonucunda öğretmenlerin müdahale öncesinden sonrasına Ölçme ve Değerlendirmenin Programdaki Durumuna İlişkin Tutumlarının anlamlı olarak yükseldiği ve bu artışın kalıcılık ölçümlerinde de değişmediği görülmüştür.


Dr. Öğr. Üyesi Gürcan DEMİROĞLARI, Dr. Öğr. Üyesi Kahraman KIRAL

A Systematic Review on School Phobia and Refusal in Adolescence: Causes, Symptoms, and Intervention Methods

Özet | Tam Metin

This study aims to identify the causes, symptoms, and intervention strategies associated with school phobia and school refusal in adolescence by undertaking a systematic literature review. School phobia and school refusal, which has been linked to school attendance anxiety, may arise during adolescence, a period of physiological, psychological, and social transformation. A systematic review of articles related to school phobia and refusal that were published between 2000 and 2023 was conducted. The results showed that school phobia and refusal are influenced by individual factors, including genetic predisposition, psychological well-being, and personality traits. Familial factors, such as parental overprotection and intra-family conflict, along with school contextual factors, such as peer bullying or negative interactions with educators, also contribute to a fear of dissociation and academic difficulties. These issues lead to physical, psychological, and behavioral symptoms, such as headaches, nausea, and fatigue, anxiety, panic attacks, and depression, and school refusal, truancy, and dropout. In repsonse, a combination of effective interventions, such as cognitive-behavioral therapy (CBT) to improve maladaptive thoughts and behaviors, family therapy to enhance the home learning environment, and school-based strategies to boost academic performance, were identified. These findings highlight the need for interdisciplinary and multi-faceted approaches to address school phobia and refusal comprehensively. Further research with other inclusion/exlusion criteria and larger, more diverse populations is recommended to explore these issues and identify more effective intervention strategies.


Dr. Öğr. Üyesi Çiğdem ÇAM-TÜRKAN

Türkçe Öğretiminde Çocuk Kitaplarından Yararlanma: Dersin Mi Var Derdin Var Serisi

Özet | Tam Metin

Çocuk kitapları, okuyucularına öğrenme deneyimi sunarak onların dil becerilerini, kültürel anlayışlarını ve yaratıcılıklarını geliştirmelerine yardımcı olur. Çocuk kitapları, dersteki öğrenme çıktılarının öğretimine katkı sağlamanın yanı sıra ders materyallerinin öğrenme sürecine daha etkili bir şekilde destek olmasına da imkân tanır. Çocuk edebiyatı eserleri, öğrencilerin daha derinlemesine düşünmelerini teşvik eder ve öğrenme sürecini daha keyifli hâle getirir. Bu çalışmanın amacı, ilkokul ve ortaokul Türkçe Dersi Öğretim Programı(2024)’yla öğrencilerin kazanması hedeflenen Türkçe alan becerilerine ait öğrenme çıktılarını kazandırmaya yönelik çocuk edebiyatı eserlerini incelemek ve içeriğinin uyumluluğunu ortaya koymaktır. Çalışmanın deseni nitel araştırma yöntemidir. Çalışma verileri, doküman incelemesi yöntemiyle incelenmiştir. Araştırmanın veri kaynağı Sara Gürbüz Özeren’in yazdığı Damla Yayınevi’nden çıkan “Dersin mi Var Derdin Var” serisinin ilk iki kitabı, “Harflerin Bilmecesi” ve “Türkçe Treni” kitapları oluşturmaktadır. Araştırma sonucunda eserlerde Türkçe öğretimi için gerekli konuların hikâye kurgusuyla bütünleştirilerek anlatıldığı, örneklerle desteklendiği, öğrencilerin seviyesine uygun bir öykü içeriğiyle aktarıldığı görülmüştür. “Dersin mi Var Derdin Var” serisine ait yayınevi tanıtım videosunda 3. ve 4. sınıf öğretim programları dikkate alınarak hazırlandığı belirtilmiştir. İnceleme sonucunda sadece belirlenen sınıflara ait öğrenme çıktılarının olmadığı, ilkokul ve ortaokula ait Türkçe alan becerilerini destekleyen pek çok diyaloğa yer verildiği tespit edilmiştir. Eserde yer alan konular okullarda öğretilen konuları kapsamakta ve Türkçenin alan becerilerini geliştirmede öğrencilere destek sağlamaktadır.


Dr. Öğr. Üyesi Elife BÜYÜKÖZTÜRK

The Phenomenon of Housing, Culture and Space in Illustrated Children's Books

Özet | Tam Metin

The concept of housing, where one of the basic needs of shelter is met, gains a physical context in books as a space and is frequently the subject of literature. This relationship between literature and architecture on the common denominator of space has been a subject that is often ignored, although it is frequently included directly or indirectly in children's picture books, which are the equivalent of early years literature. From this point of view, the study aims to examine the similarities of the residential areas and spaces conveyed in children's picture books with today's life dynamics in an architectural context. For this purpose, 10 illustrated children's books addressing the preschool period were selected and analysed in the study. The places where the events in these books take place (tree, house), the characters in the books and the themes addressed (neighbourhood, friendship, urban life, etc.) were conveyed by making inferences about the concepts of housing, culture and space. When the findings within the scope of the research are evaluated in general, it is concluded that architecture is in our lives in every period starting from childhood. Based on these inferences, predictions were developed and an answer was sought on how to bring an effective application to the discipline of architecture from childhood.


Dr. Öğr. Üyesi Songül PEKTAŞ, Elif BOLAT-BURSA

İlkokulda Müzik Dersleri Branş Öğretmenleri Tarafından mı Verilmeli? Ebeveyn Değerlendirmeleri

Özet | Tam Metin

Bu çalışma, ilkokullarda müzik derslerinin sınıf öğretmenleri mi yoksa müzik branş öğretmenleri tarafından mı verilmesi gerektiğine yönelik ebeveyn görüşlerini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Araştırmada tarama modeli kullanılmış olup, evreni 2023-2024 eğitim-öğretim yılında çocukları ilkokula devam eden veliler oluşturmaktadır. Örneklemi ise rastgele örnekleme yöntemiyle belirlenen 94 veli ile sınırlıdır. Veriler, araştırmacı tarafından geliştirilen ve Google Formlar aracılığıyla oluşturulan çevrim içi bir anket yoluyla toplanmıştır. Anket bağlantısı WhatsApp üzerinden velilere iletilmiş, ulaştırılan formlar doğrultusunda 94 geçerli yanıt elde edilmiştir. Elde edilen veriler yüzde dağılımları ve grafik analizleriyle çözümlenmiştir. Araştırma bulguları, ebeveynlerin büyük çoğunluğunun müzik derslerinin alanında uzman branş öğretmenleri tarafından verilmesini daha uygun bulduğunu göstermektedir. Bu sonuç, müzik eğitiminin niteliğini artırmak adına branş öğretmenlerinin ilkokullarda daha aktif rol alması gerektiğini ortaya koymaktadır.


Prof. Dr. Gürbüz OCAK, Şükriye TUNÇ-GÖRKAŞ, Dr. Nilda HOCAOĞLU

Lise Öğrencilerinin İngilizce Dil Becerilerine Yönelik Öz Yeterlik Algısı ile İngilizce Konuşma Kaygısı Arasındaki İlişkinin İncelenmesi

Özet | Tam Metin

Bu araştırmada, lise öğrencilerinin İngilizce dil becerilerine yönelik öz yeterlik algıları ile İngilizce konuşma kaygıları arasındaki ilişkiyi incelemek amaçlanmıştır. İlişkisel tarama modelinden yararlanılan araştırmanın örneklemini 226 lise öğrencisi oluşturmuştur. Lise öğrencilerinin İngilizce dil becerilerine yönelik öz yeterlik algıları ve İngilizce konuşma kaygıları orta düzeydedir. Öğrencilerin İngilizce dil becerilerine yönelik öz yeterlik algısı ile İngilizce konuşma kaygısı arasında negatif ve anlamlı bir ilişki belirlenmiştir. Kadın öğrencilerin İngilizce dil becerilerine yönelik öz yeterlik algısı ile İngilizce konuşma kaygısı arasındaki ilişki anlamlı, negatif ve orta düzeyde bulunmuştur. 18 yaşındaki öğrencilerin İngilizce dil becerilerine yönelik öz yeterlik algıları ile İngilizce konuşma kaygıları arasında anlamlı, negatif ve orta düzeyde bir ilişki olduğu görülmektedir. İngilizce konuşma pratiği yapan öğrencilerin İngilizce dil becerilerine yönelik öz yeterlik algıları ile İngilizce konuşma kaygıları arasında anlamlı, negatif ve düşük düzeyde bir ilişki olduğu görülmektedir. Araştırmanın sonuçlarına göre cinsiyet, yaş ve İngilizce konuşma pratiğine sahip olma, İngilizce öz yeterlilik algısı ile İngilizce konuşma kaygısı arasındaki ilişkide belirleyici bir role sahiptir


Dr. Adnan DAMAR, Prof. Dr. İsmail ÖNDER

2021-2024 Yılları Arasında LGS Fen Bilimleri Testindeki Soruların Bilimsel Süreç Becerileri Açısından İncelenmesi

Özet | Tam Metin

Bilimsel bilgiye ulaşmada bilim insanlarının takip ettiği bir süreç vardır. Bu süreçler gözlem, tahmin, deney, akıl yürütme, çıkarımda bulunma, sınıflama, ölçme ve karar verme olarak belirtilebilir. Fen eğitiminde bilimsel bilgiye ulaşma yollarının öğrencilere kazandırılması toplumsal gelişme için önem arz etmektedir. Özellikle 2024’te yenilenen fen bilimleri dersi öğretim programında kavramsal beceriler, alan becerileri, eğilimler, sosyal-duygusal öğrenme becerileri ve okuryazarlık becerileri yer almaktadır. Bilimsel gözlem, sınıflama, gözleme dayalı tahmin, veriye dayalı tahmin, operasyonel tanımlama, hipotez oluşturma, deney yapma, bilimsel çıkarım yapma ve model oluşturma becerileri olarak öğretim programında yer almaktadır. Bilimsel süreç becerilerini ölçmek için bilimsel süreç becerilerini temsil eden sınav sorularıyla mümkün olabilmektedir. Bu bağlamda merkezi sınavlarda özellikle 2021-2024 yılları arasında uygulanan LGS sınavlarında bilimsel süreç becerilerinin hangi oranda yansıdığının tespit edilmesi amaçlanmıştır. Veri toplama araçları, bu yıllarda uygulanan LGS fen bilimleri testlerinden oluşmaktadır. Bu testler, bilimsel süreç becerileri alt boyutları olan temel süreç becerileri, nedensel süreç becerileri ve deneysel süreç becerileri bağlamında incelenmiştir. Bu bağlamda LGS sınavı fen bilimleri testleri nitel desenlerden doküman analiziyle incelenmiştir. Yapılan analizlerde sorular bilimsel süreç becerilerinin alt boyutları açısından sınıflandırılmıştır. Yapılan araştırmalara göre son dört yılda sorularda en fazla nedensel süreç becerilerine yönelik ifadeler kullanılmıştır. Deneysel süreç becerilerine yönelik ifadelerin daha az olduğu gözlemlenmiştir. 2021 yılında nedensel süreç becerileri diğer yıllardan daha fazla temsil edilmiştir. Deneysel süreç becerilerinin ise 2024 yılında diğer yıllara nispeten daha az olduğu görülmektedir. Böylece yapılacak merkezi sınavlarda öğrencilerin bilimsel süreç becerilerine daha fazla katkı sağlamak amacıyla deneysel süreç becerilerine yönelik kavramlara daha fazla yer verilmesi tavsiye edilmektedir. 


Doç. Dr. Esra ASICI

Yetişkinlerde İyimserlik ile Psikolojik Sağlamlık Arasındaki İlişki: Bilişsel Esnekliğin Aracılık Rolü

Özet | Tam Metin

Stresli, zorlayıcı ve travmatik olaylar bazı bireylerin ruh sağlığını olumsuz yönde etkilerken; bazı bireyler ise bu tür durumların olumsuz etkilerinden hızla kurtularak normal hayatlarına dönebilmektedir. Literatürde bireylerin kötü yaşam olaylarının olumsuz etkilerinin üstesinden gelebilme yeteneği “psikolojik sağlamlık” kavramıyla açıklanmaktadır. Psikolojik sağlamlığın geliştirilmesi ruh sağlığının korunması açısından önemli görülmekte olup, bu kavramla ilişkili faktörlerin belirlenmesi önleyici ve iyileştirici müdahale stratejilerinin geliştirilmesine katkı sağlayabilir. Bu çalışmanın amacı; iyimserlik ile psikolojik sağlamlık arasındaki ilişkide bilişsel esnekliğin aracılık rolünü incelemektir. Araştırmaya yaşları 21 ile 50 arasında değişen 228 kadın, 99 erkek olmak üzere toplam 327 yetişkin katılım sağlamıştır. Araştırmanın verileri Yaşam Yönelimi Testi, Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği, Bilişsel Esneklik Envanteri ve demografik bilgi formu aracılığıyla toplanmıştır. Veriler tanımlayıcı istatistikler, Pearson korelasyon analizi ve regresyon temelli bootstrap teknikleri kullanılarak analiz edilmiştir. Bulgular, iyimserlik ile psikolojik sağlamlık arasında pozitif yönde ve istatistiksel olarak anlamlı düzeyde bir ilişki olduğunu ve bilişsel esnekliğin kontrol ve alternatifler alt boyutlarının bu ilişkide kısmi aracılık rolü üstlendiğini göstermiştir. Sonuç olarak iyimserlik, kişinin bilişsel esneklik becerisinin artmasını sağlayarak psikolojik sağlamlığın gelişimini destekleyebilmektedir.


Prof. Dr. Ayşin SATAN, Dr. Kübra KAPLANER

Şiddet Mağduru Kadınlarda Otobiyografik Bellek İşlevlerinin İncelenmesi

Özet | Tam Metin

Bu araştırmada şiddet mağduru kadınlarda otobiyografik bellek işlevlerinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Araştırmanın amacı doğrultusunda şiddet mağduru kadınlarda kendilik algısı ile ilişkisel benlik değişimi arasındaki ilişkide otobiyografik bellek işlevlerinin aracı rolü araştırma kapsamında önerilen yapısal eşitlik modeli ile test edilmiştir. Araştırmanın örneklem grubunu geçmişte yakın partner ilişkisinde şiddet mağduru olduğunu beyan eden 368 kadın oluşturmaktadır. Katılımcı belirlemede yakın partner ilişkisi içerisinde (evlilik, söz-nişan, flört) şiddetin herhangi bir türüne veya birden fazla türüne (fiziksel, psikolojik, cinsel, ekonomik, siber) maruz kalmış olma, şiddetin devam etmiyor olması ve herhangi bir ruh sağlılığı problemi yaşamıyor olmak kriterler olarak belirlenmiştir ve kriterleri karşılayan gönüllü katılımcılara uygun örnekleme ile ulaşılmıştır. Araştırmada “Sosyal Karşılaştırma Ölçeği”, “Otobiyografik Bellek İşlevleri Ölçeği” ve “İlişkisel Benlik Değişimi Ölçeği” veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Ulaşılan veriler önerilen yapısal modelin test edilmesinde kullanılmıştır ve verilerin analizinde MPLUS 6.12 Paket Programından yararlanılmıştır. Araştırmada ulaşılan sonuçlar incelendiğinde şiddet mağduru kadınlarda kendilik algısı ile ilişkisel benlik değişimi arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu görülürken değişkenler arasındaki bu ilişkide otobiyografik bellek işlevlerinin tam aracı role sahip olduğu görülmüştür. Ayrıca kendilik algısının ilişkisel benlik değişimini ve otobiyografik bellek işlevlerini anlamlı bir biçimde yordadığı, otobiyografik bellek işlevlerinin de ilişkisel benlik değişimini anlamlı bir biçimde yordadığı da ortaya konulmuştur. 


Kübra ÖZDEMİR, Dr. Öğretim Üyesi Gökçe ÖZKILIÇCI

Yükseköğretim öğrencilerinde Bencillik ve Akademik Kıskançlık Arasındaki İlişkide Başkasının Üzüntüsüne Sevinmenin (Schadenfreude) Aracı Rolünün İncelenmesi*

Özet | Tam Metin

Bu çalışma, yükseköğretim öğrencileri arasında bencillik, akademik kıskançlık ve başkasının üzüntüsüne sevinme (schadenfreude) gibi duygular arasındaki ilişkiyi analiz etmeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın bağımsız değişkeni bencillik, bağımlı değişkeni ise akademik kıskançlık olarak belirlenmiştir. Aracı değişken başkasının üzüntüsüne sevinme şeklinde tanımlanmıştır. Araştırmanın temel sorusu, bencillik ile akademik kıskançlık arasındaki ilişkide başkasının üzüntüsüne sevinme duygusunun aracı rol oynayıp oynamadığına cevap bulmaktır. 259’u kadın 93’ü erkek olmak üzere 352 üniversite öğrencisinden oluşan katılımcıların yaşları 18 ila 59 arasında değişmektedir (X̄ = 22.54, S = 5,15). Araştırmanın deseni kesitseldir ve örnekleme yöntemi olarak kolayda örnekleme kullanılmıştır. Katılımcılara “Başkasının Üzüntüsüne Sevinme Ölçeği”, “Akademik Kıskançlık Ölçeği”, “Bencillik Ölçeği” ve “Kişisel Bilgi Formu” uygulanmıştır. Akademik kıskançlık ile bencillik arasında orta düzeyde (.41), başkasının üzüntüsüne sevinme ile zayıf (.22) ve pozitif bir ilişki; bencillik ile başkasının üzüntüsüne sevinme arasında ise orta düzeyde (.30) pozitif ve anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Bencilliğin başkasının üzüntüsüne sevinme üzerindeki etkisini açıklayan modelin varyans oranı %9 iken bencillik ve başkasının üzüntüsüne sevinmenin akademik kıskançlık üzerindeki etkisini açıklayan modelin varyans oranı %18’dir. Bencillik hem başkasının üzüntüsüne sevinme hem de akademik kıskançlık üzerinde anlamlı bir yordayıcıdır. Başkasının üzüntüsüne sevinme, bencillik ve akademik kıskançlık arasındaki kurulan bağın bir parçası olarak önemli bir rol oynamaktadır. Bencillik ile akademik kıskançlık arasındaki ilişki başkasının üzüntüsüne sevinme vasıtasıyla aracı değişken olarak anlamlı bir şekilde açıklanmakta ve aracılık rolü oynadığını göstermektedir. Bir başka deyişle bencillik düzeyi yüksek bireylerin, başkalarının üzüntülerine sevinme eğilimlerinin artması, akademik kıskançlık düzeylerini yükseltmektedir. 


Dr. Öğr. Üyesi Canan ÇELİKADAM

Themes of Democracy in Everyday Knowledge

Özet | Tam Metin

This study aimed to examine how citizens in Türkiye conceptualize democracy. The study was conducted with participants living in Istanbul, a highly heterogeneous city that is thought to represent Türkiye well. Semi-structured, in-depth interviews were conducted with 30 participants using questions on democracy developed by the researcher and thesis advisor based on the literature and finalized through pilot interviews. These interviews were conducted both individually and in the form of focus group interviews. The data obtained from the interviews were analyzed using thematic analysis, a qualitative analysis method. Accordingly, 789 codes were obtained; 33 sub-themes and 11 themes were extracted from these codes. These themes are: “Democracy that is impossible,” “Democracy that depends on preconditions,” ‘Democracy that is a better system than its alternatives,” “Democracy with disadvantages,” “Democracy defined by liberal values,” “Democracy defined by economic and social benefits,” “Democracy defined by institutions and procedures,” “Responsibility of democracy,” “Restricted democracy,” “Democracy evaluated in a universal/cultural dimension,” “Democracy without compromise, These themes indicate that democracy is conceptualized through diverse and comprehensive dimensions. At the same time, findings that can be considered specific to this study reveal the effects of the social, cultural, and political context in which the participants live, and their past and current democratic experiences have been obtained. These findings support the idea that democracy is a social structure whose meanings and forms change according to social and cultural differences.


Doç. Dr. Zeynep ŞİMŞİR GÖKALP

Helikopter Ebeveynlik Tutumları Ergenlerin Mental İyi Oluşunu Nasıl Etkiler: Öz-Kontrolün Rolü

Özet | Tam Metin

Helikopter ebeveynlik son yıllarda hem medyada hem de araştırma literatüründe dikkat çeken ebeveynlik tutumlarından biri olmuştur. Çocukların gelişimini ve iyi oluş halini tehdit eden bu tutum, aşırı ebeveynlik olarak da adlandırılmaktadır. Bu araştırmada ergenlerin algıladıkları anne ve baba helikopter ebeveynlik (AHE-BHE) tutumları ile öz-kontrol ve mental iyi oluş arasındaki ilişkilerin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmaya üç farklı lisede öğrenim gören yaşları 13 ile 19 arasında değişen (X=15.16, SD= 1.22) 380 lise öğrencisi katılmıştır. Verilerin toplanmasında öz-bildirime dayalı kısa öz-kontrol, helikopter ebeveyn tutumları ve mental iyi oluş ölçekleri kullanılmıştır. Verilerin analizinde Pearson Korelasyon katsayısı hesaplanmış ve aracılık testi analizleri gerçekleştirilmiştir. Yapılan analizlerde AHE tutumu ile BHE ve öz-kontrol arasında negatif yönde ilişki bulunmuştur. Öz-kontrol ile mental iyi oluş arasında pozitif yönde ilişki bulunmuştur. AHE tutumu ile mental iyi oluş arasında anlamlı ilişki bulunamamıştır. BHE tutumu ile öz-kontrol ve mental iyi oluş arasında anlamlı ilişki olmadığı görülmüştür. Yapılan aracılık testinde özkontrolün AHE ile mental iyi oluş arasında aracı rolü olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak ergenlerde helikopter ebeveynlik tutumlarının mental iyi oluş üzerinde doğrudan etkisinin olmadığı, AHE ile mental iyi oluş arasındaki ilişkiye öz-kontrol aracı değişken olarak dâhil edildiğinde anlamlı sonuçlar ortaya çıktığı görülmüştür. Elde edilen sonuçlar Türk kültüründeki ebeveynlik rolleri ve kuramsal bilgiler ışığında tartışılmış ve birtakım çıkarımlarda bulunulmuştur.


Dr. Öğr. Üyesi Alaskar ÖZPERÇİN, Prof. Dr. A. Esra ASLAN

Akılcı Olmayan İnançlar mı, Gerçekçi Kararlar Mı? Beliren Yetişkinlikte Kariyer Kararı Ne Kadar Gerçekçi?

Özet | Tam Metin

Bu çalışma, beliren yetişkinlik döneminde kariyer kararı verme süreçleri ile akılcı olmayan inançlar arasındaki ilişkiyi ve bu araştırmanın evreni çerçevesinde akılcı olmayan inançların kariyer kararı verme yetkinliğini yordama gücünü incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmada, 2022-2023 eğitim öğretim yılında İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa meslek yüksekokullarına kayıtlı 416 üniversite son sınıf öğrencisinden elde edilen veriler kullanılmıştır. Veri toplama araçları arasında Kariyer Kararı Verme Yetkinliği Ölçeği (KVYÖ) ve Akılcı Olmayan İnanç Ölçeği’nin kısa formu (AOİÖ-K) yer almaktadır. Bulgular; cinsiyet ve algılanan aile gelirinin bazı kariyer kararı verme alt boyutları üzerinde farklı etkiler oluşturduğunu ortaya koymuştur. Özellikle, erkek öğrenciler kişilerarası ilişkiler alt boyutunda, kız öğrenciler ise genel kariyer karar verme yetkinliğinde daha yüksek puanlar sergilemiştir. Ayrıca, orta gelir algısına sahip öğrencilerin iş/meslek bilgisi, kariyer planı oluşturma ve mesleki konuları takip etme gibi alt boyutlarda daha başarılı oldukları belirlenmiştir. Korelasyon analizleri, AOİÖ-K toplam ve alt boyut puanları ile KVYÖ’nün çeşitli bileşenleri arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler olduğunu göstermiştir. Bu bulgu, akılcı olmayan inançların kariyer kararlarını doğrudan olumlu etkilediği şeklinde yorumlanmamalıdır. Daha çok, akılcı olmayan inanç düzeyi yüksek öğrencilerin kariyer karar verme süreçlerine ilişkin kendilerini daha yetkin algılayabildiklerini göstermektedir. Bu durum, gerçekçi ve sağlıklı karar verme becerisinden ziyade, yanıltıcı ya da aşırı güvene dayalı bir yetkinlik algısına işaret edebilir. Regresyon analizi, AOİÖ-K puanlarının KVYÖ toplam puanlarındaki varyansın % 10,8’ini açıkladığını ortaya koymuştur. Bu nedenle kariyer danışmanlığı uygulamalarında akılcı olmayan inançların öğrencilerin öz-algılarını ve karar süreçlerinin gerçekçiliğini nasıl etkileyebileceği dikkate alınmalıdır.


Drt. Hasan ALTUNTAŞ, Prof. Dr. Tufan AYTAÇ

Çocuk Edebiyatında Şiddet Unsurları: Ben Mikaelsen’in Petey Romanı Üzerine Bir İnceleme

Özet | Tam Metin

Bu çalışma, çocuk edebiyatında şiddet unsurlarının sunum biçimlerini ve bu unsurların anlatı yapısındaki işlevlerini Ben Mikaelsen’in Petey adlı romanı özelinde incelemektedir. Araştırmada nitel araştırma yöntemi benimsenmiş ve doküman analizi tekniği kullanılarak metin sistematik şekilde incelenmiştir. Veri analizi sürecinde içerik analizi yöntemi kullanılmış ve şiddet unsurları fiziksel, psikolojik, sözel ve yapısal/kurumsal olmak üzere dört ana tema altında sınıflandırılmıştır. Ayrıca, olay örgüsü Freytag Piramidi modeline göre analiz edilmiştir. Bulgulara göre, şiddet unsurları romanın farklı aşamalarında yoğunluk göstermekte olup, özellikle yükselen hareket ve doruk noktası aşamalarında dramatik yapıyı güçlendirdiği; düşen hareket ve çözüm aşamalarında ise karakterlerin duygusal dönüşümüne hizmet ettiği belirlenmiştir. Fiziksel kötü muamele, psikolojik dışlanma, sözel aşağılama ve kurumsal ihmal, hikâyenin temel çatışmalarını oluşturmuştur. Ayrıca şiddetin pedagojik açıdan nasıl ele alındığı da değerlendirilmiştir Çalışmanın sonunda, çocuk Bu çalışma, çocuk edebiyatında şiddet unsurlarının sunum biçimlerini ve bu unsurların anlatı yapısındaki işlevlerini Ben Mikaelsen’in Petey adlı romanı özelinde incelemektedir. Araştırmada nitel araştırma yöntemi benimsenmiş ve doküman analizi tekniği kullanılarak metin sistematik şekilde incelenmiştir. Veri analizi sürecinde içerik analizi yöntemi kullanılmış ve şiddet unsurları fiziksel, psikolojik, sözel ve yapısal/kurumsal olmak üzere dört ana tema altında sınıflandırılmıştır. Ayrıca, olay örgüsü Freytag Piramidi modeline göre analiz edilmiştir. Bulgulara göre, şiddet unsurları romanın farklı aşamalarında yoğunluk göstermekte olup, özellikle yükselen hareket ve doruk noktası aşamalarında dramatik yapıyı güçlendirdiği; düşen hareket ve çözüm aşamalarında ise karakterlerin duygusal dönüşümüne hizmet ettiği belirlenmiştir. Fiziksel kötü muamele, psikolojik dışlanma, sözel aşağılama ve kurumsal ihmal, hikâyenin temel çatışmalarını oluşturmuştur. Ayrıca şiddetin pedagojik açıdan nasıl ele alındığı da değerlendirilmiştir Çalışmanın sonunda, çocuk edebiyatında şiddet unsurlarının kullanımı konusunda çocuğa uygunluk ilkesinin gözetilmesi gerektiği vurgulanmış, şiddetin problem çözme, empati geliştirme ve eleştirel düşünme becerilerini destekleyecek biçimde yapılandırılması önerilmiştir. Eğitimcilerin, ebeveynlerin ve yayınevlerinin çocuklara sunulan edebi eserlerde şiddet unsurlarını pedagojik bir süzgeçten geçirmesi gerektiği belirtilmiştir.


Dr. Öğr. Üyesi Seda ERZİ

Emerging Adults’ Moral Evaluations of Relational Aggression

Özet | Tam Metin

The present study explored the relationship between moral reasoning in terms of social domain theory, moral disengagement and relational aggression among emerging adults.Women (N = 246) and men (N = 51) were recruited from undergraduate students. Men (Mage = 21.98, SD = 1.81) were aged 19–25 years, and women (Mage = 21.39, SD = 1.49) were aged 19–26 years. Participants completed the survey online. Participants completed demographic information form, author-generated measures of moral reasoning scenarios and related questions, the Moral Disengagement and Relational Aggression in Friendships scales respectively. Higher levels of conventional reasoning were related to moral disengagement and relational aggression. However, two of the moral reasoning scenarios, the scenarios involving social exclusion and gossip were not significantly correlated with moral disengagement and relational aggression. The conventional reasoning scores derived from the other scenarios about sharing secrets, vandalism, and theft were significantly correlated with moral disengagement and relational aggression. Moreover, moral disengagement mediated the relationship between conventional reasoning and relational aggression. The findings of the present study suggest that emerging adults’ moral reasoning was related to relational aggression, but moral disengagement had a more significant effect on relational aggression in comparison to reasoning. Results of the present study were discussed in light of relevant literature.


Prof. Dr. Meşküre Hülya ÜNAL KARAGÜVEN

Ergenlerde Akıllı Telefon Bağımlılığı, Okula Aidiyet Duygusu ve Bağlanma Stilleri İlişkisi: İstanbul İli Adalar Örneği

Özet | Tam Metin

Akıllı telefonlar insan-teknoloji etkileşiminde önemli bir rol oynamaktadır. Ancak akıllı telefonların artan kullanımı akıllı telefonların aşırı kullanımına ve bağımlılığa yol açmıştır. Bu çalışmanın amacı ergenlerde akıllı telefon bağımlılığı ile okul aidiyeti duygusu ve bağlanma stilleri arasındaki ilişkiyi araştırmaktır. Çalışmaya İstanbul ili adalarından 359 ortaokul ve lise öğrencisi katılmıştır. Bir anket formu ile birlikte Akıllı Telefon Bağımlılığı Ölçeği (AAS), Okul Üyeliği Psikolojik Duygusu Ölçeği (PSSMS) ve İlişkiler Ölçekleri Anketi'nin (RSQ) Türkçe versiyonları kullanılmıştır. İstatistiksel olarak veriler normal dağılım göstermiş ve t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), iki değişkenli korelasyon ve hiyerarşik regresyon analizleri yapılmıştır. Sonuçlar akıllı telefon bağımlılığı, okul aidiyeti duygusu ve bağlanma stillerinin katılımcıların demografik özelliklerine (cinsiyet, yaş, sınıf ve ebeveyn eğitimi) göre farklılaştığını göstermiştir. Güvenli bağlanma ve okula aidiyet düşerken akıllı telefon bağımlılığı artmaktadır. İlaveten, korkulu, saplantılı ve kayıtsız bağlanmaları yükselirken akıllı telefon bağımlılığı da artmaktadır. Okul aidiyeti duygusu ve bağlanma stillerinin akıllı telefon bağımlılığını yordamaktadır. Bulguların hem teorik hem de pratik olarak eğitim psikolojisi alanına katkı sağlaması mümkündür. Bulguları desteklemek için benzer çalışmaların yapılması önerilmiştir. 


Öğr. Gör. Mehmet IŞIKER, Prof. Dr. Ramin ALİYEV

Pozitif Psikoloji Temelli Çevrim İçi Grupla Psikolojik Danışma Programının Özel Gereksinimli Çocuğa Sahip Annelerin Mutluluk, Öz Anlayış ve Umut Düzeylerine Etkisi

Özet | Tam Metin

Amacı, pozitif psikoloji temelli çevrim içi grupla psikolojik danışma programının özel gereksinimli çocuğa sahip annelerin mutluluk, öz anlayış ve umut düzeylerine etkisini incelemek olan bu çalışmada yöntem olarak tek denekli desenlerden A/B modeli kullanılmıştır. Araştırmada çalışma grubunu çocuğu otizm spektrum bozukluğu tanısı almış 2 ve çocuğu zihinsel yetersizlik tanısı almış 2 olmak üzere toplam 4 anne oluşturmaktadır. Katılımcılara Oxford Mutluluk Ölçeği Kısa Formu, Öz Anlayış Ölçeği ve Sürekli Umut Ölçeği uygulanmıştır. Katılımcılardan müdahale başlamadan önce, bittikten 1 hafta sonra ve yine bittikten 1 ay sonra olmak üzere toplum 3 ölçüm alınmıştır. Deneklere Kulbaş’a (2021) ait 10 oturumluk pozitif psikoloji temelli çevrim içi grupla psikolojik danışma programı uygulanmıştır. Oturumlar, 60-90 dk. arasında değişen sürelerde gerçekleştirilmiştir. Verilerinin analizinde tek denekli araştırma desenlerinde yaygın olarak kullanılan grafikle görsel ya da grafiksel analiz kullanılmıştır. Araştırma bulguları, annelere uygulanan programın, annelerin mutluluk ve öz anlayış düzeyinin arttırılmasında etkili olduğunu, umut düzeyinin arttırılmasında ise etkili olmadığını göstermiştir. Ayrıca bu programın Sürekli Umut Ölçeği Alternatif Yollar Düşüncesi Boyutu puanlarının arttırılmasında kısmen etkili olsa da Eyleyici Düşünce Boyutu puanlarının arttırılmasında etkili olmadığı görülmüştür.


Dr. Öğr. Üyesi Tuğba BAŞ, Doç. Dr. Ege AKGÜN

Annelerin Sosyal Destek Algıları ve Kaygı Düzeyleri ile Okul Öncesi Dönem Çocukların Mizaç ve Duygu Düzenleme Becerileri Arasındaki İlişki

Özet | Tam Metin

Araştırmada 48-72 aylık çocuğu olan annelerin sürekli kaygı ve sosyal destek algılarının çalışma durumu ile kendilerinin ve eşlerinin öğrenim durumu açısından incelenmesidir. Ayrıca, annelerin sürekli kaygı ve sosyal destek algıları ile çocuğun duygu düzenleme ve mizaç özellikleri arasındaki ilişkinin belirlenmesi hedeflenmiştir. Çalışma grubu, 48-72 aylık çocuğu olan 161 gönüllü anneden oluşmaktadır. Araştırmanın bulgularına göre çalışmayan anneler daha yüksek sürekli kaygı düzeyine sahiptir, ancak annelerin algılanan sosyal destek puanları, çalışma durumuna göre anlamlı farklılık göstermemektedir. İlköğretim mezunu annelerin sürekli kaygı düzeylerinin daha yüksek olduğu; buna karşılık, kendisi ve eşi lisans ve lisansüstü eğitim düzeyine sahip olan annelerin sosyal destek algılarının daha yüksek olduğu bulunmuştur. Ayrıca annelerin algılanan sosyal destek puanları ile sürekli kaygı puanları arasında anlamlı negatif ilişki olduğu belirlenmiştir. Çalışmanın bulgularında annelerin sosyal destek algısı ve kaygı düzeyi ile çocukların mizaç ve duygu düzenleme becerileri arasında anlamlı ilişkiler yer almaktadır. Sıcakkanlılık, sebatkârlık, tepkisellik, duygu düzenleme ve değişkenlik-olumsuzluk değişkenleri birlikte, annenin sürekli kaygı toplam puanına ilişkin varyansın yaklaşık %29’unu açıklamaktadır. Bu bulgular annenin kaygısının kaygısıyla ilişkili olabilecek faktörlerin anlaşılmasına katkı sağlamaktadır.


Prof. Dr. Ayşe AYPAY, Doç. Dr. Fatma ALTINSOY

Ortaokul Öğrencileri için Akademik Bağlama Yönelik Ebeveyn Olumlu ve Olumsuz Tutum Ölçeklerinin Geliştirilmesi ve Bazı Değişkenlerle İlişkileri

Özet | Tam Metin

Bu çalışmada, ebeveynlerin akademik bağlama yönelik olumlu-olumsuz tutumlarını belirlemede kullanılabilecek ölçme araçlarının geliştirilmesi; ebeveyn tutumlarının birbirini yordama düzeylerinin belirlenmesi; ebeveyn tutumlarının öğrencilerin okula yönelik olumlu duygu ve aidiyet hisleriyle korelasyonlarının incelemesi amaçlanmıştır. Çalışma nicel desende yürütülmüş olup 317 (11-14 yaş aralığında) ortaokul öğrencisi üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmada ortaokul öğrencilerinin akademik bağlama yönelik ebeveyn olumlu ve olumsuz tutumlarını belirlemede kullanılabilecek ölçme araçları geliştirilmiştir. Ölçeklerin yapı geçerliliği Açımlayıcı Faktör Analiz ve Doğrulayıcı Faktör Analizleri ile belirlenmiştir. Ayrıca ölçeklerin güvenilirliği McDonald's ω güvenirlik katsayısı hesaplanarak belirlenmiştir. Mevcut araştırmada ayrıca Ortaokul Öğrencileri için Akademik Bağlama Yönelik Ebeveyn Olumsuz Tutum Ölçeği (ABYEOZTÖ) ve Ortaokul Öğrencileri için Akademik Bağlama Yönelik Ebeveyn Olumlu Tutum Ölçeği (ABYEOTÖ)’nin anne ve baba formlarının alt boyutlarının birbiriyle ilişkileri ve bu alt boyutlarla okula ait hissetme ve okula yönelik olumlu duygu arasındaki ilişkiler Korelasyon ve Çoklu Doğrusal Regrasyon Analizleriyle incelenmiştir. Açımlayıcı ve Doğrulayıcı Faktör Analizleri Akademik Bağlama Yönelik Ebeveyn Olumsuz Tutum Ölçeğinin iki boyutlu, Ebeveyn Olumlu Tutum Ölçeğinin ise tek boyutlu bir yapı gösterdiğini ortaya çıkarmıştır. Faktör analizleri ve hesaplanan McDonald's ω güvenirlik katsayıları geliştirilen ölçeklerin ebeveyn tutumlarını geçerli ve güvenilir bir biçimde ölçtüğünü göstermiştir. Regresyon analizleri ebeveyn tutumlarının birbirini yüksek düzeyde yordadığını; korelasyon analizleri de hem olumlu hem olumsuz ebeveyn tutumlarının öğrencilerin okula yönelik olumlu duygu ve aidiyet hissi ile düşük ve orta düzeylerde ilişkili olduğunu göstermiştir. Ayrıca cesaret kırıcı ve cezalandırıcı anne ve baba tutumları ile akademik bağlama yönelik olumlu anne-baba tutumları okula ait hissetme ve okula yönelik olumlu duygu ile orta ve düşük düzeylerde ilişkili bulunmuştur.


Dr. Nuray ÖZGE SAĞBAŞ

Eğitimde Yapay Zekâ Uygulamalarına İlişkin Öğrenci ve Veli Görüşleri: Türkiye’den Kanıtlar

Özet | Tam Metin

Bu araştırmanın amacı, ortaöğretim düzeyindeki öğrenciler ve velilerin eğitimde yapay zekâ teknolojilerinin kullanımına ilişkin görüşlerini incelemektir. Araştırma nitel desende yürütülmüş olup, veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Çalışma grubu, 2024–2025 eğitim-öğretim yılında Türkiye’deki Kayseri ilindeki kamu okullarında öğrenim gören 19 öğrenci ve 21 veliden oluşmaktadır. Veriler, içerik analizi yöntemiyle çözümlenmiş, elde edilen bulgular tema, kategori ve kodlar çerçevesinde tablolaştırılarak doğrudan alıntılarla desteklenmiştir. Bulgular, yapay zekânın eğitimde bilgiye erişimi kolaylaştırma, bireyselleştirilmiş öğrenme imkânı sunma ve öğrenci başarısını artırma gibi fırsatlar sunduğunu; ancak fırsat eşitsizliği, veri gizliliği sorunları ve bağımlılık riskleri gibi dezavantaj ve etik sorunlar da barındırdığını ortaya koymuştur. Sonuç olarak, yapay zekâ teknolojilerinin eğitimde verimli ve güvenilir şekilde kullanılabilmesi için altyapı yatırımları, eşitlikçi politikalar ve etik düzenlemelerin önem taşıdığı belirlenmiştir.

e-ISSN : 2687-6574                           ISSN : 2146-5606

KALEM ACADEMY

  • Anasayfa
  • Hakkımızda
  • Kurumsal
  • Dergi
  • Erken Görünüm
  • İletişim

DERGİ

  • Etik Politikası
  • Etik Kurul İzin Belgesi
  • Yazım Kuralları
  • Değerlendirme Süreci ve Hakemlik
  • Benzerlik Denetimi
  • Makale Geri Çekme
  • Ücret Politikası
  • Erken Görünüm-DOI No
  • Yayın Sözleşmesi
  • BİZE ULAŞIN

    • Adres   Kalem Uluslararası Eğitim ve İnsan Bilimleri Dergisi
        Turistik Çamlıca Caddesi No:68
        34692, Üsküdar / İSTANBUL - TÜRKİYE
    • Telefon   +90 216 521 97 97
       
    • E-Posta   info@kalemacademy.com
Copyright © 2025 Kalem Uluslararası Eğitim ve İnsan Bilimleri Dergisi - Tüm hakları saklıdır. Teknik Destek: Kalem Vakfı Bilgi İşlem